SIR

Rengini veren simaydı ruha,

Gözden yaş damlıyorsa koyuydu biraz,

Gözden  yine yaş damlıyorsa açık beyaz…

Ve bazen

Zamana gem vurupta seyre dalıyorsan semaya

Gözlerin manzaraya daldıkça,

Hatırlatıyorsa bazı şeyleri sana,

Unutturuyorsa birşeyleri sana ,

Toprağın sırrına erdin demektir…

 

Dalgalar ayaklarını gıdıklıyor ve serinletiyorsa,

Dalgalar ruhunu okşuyor ve ısıtıyorsa,

Dünyada toz,deryada tuz olduğunu öğretiyorsa,

Suların sırrına erdin demektir…

 

Onu hissettiğinde,

Nefesin kesiliyor ve sesin kısılıyorsa,

Ve yine

Onu hissettiğinde,

Nefes almayı arzuluyorsan,

Havanın sırrına erdin demektir…

 

Şeytanı sabırla yendin demektir…

Reklamlar

Uyanışım

İçimde nedensiz yere kafaya takışlarımın ürettiği huzursuzluk,
Beynim gururumun önünde seyretmekte,
Gururum beynimi ve bedenimi kemirmekte,
Zafiyetim kimseyi kıramayışım,
Tecrübe,yaşanmışlıkların verdiği biyolojik reaksiyonlara vücudun alışma süresi,

Yoldan geçen bir insanın gülümsemesi,beynimdeki endişelerin,kalbimdeki huzursuzlukların bir anda yok oluvermesi,
Geçmişin beyninden anlık silinişi,
Ayetin kalbine verdiği o muhteşem his…

Ruhsal halimin tek sebebinin sahibi,
Etrafımda şeytanın kuklaları
ve kuklacıya,
Gururumun ipini,herşeyden yukarı çekmesine izin vermem,

Aslında kuklacıya olan nefretim ve öfkemin ateşini,ipleriyle oynanan kuklaya püskürtmem,
Her seferinde şeytanın kefesine bir el atmamıza engel olamayışımız,
Pişmanlığım…

Son kavrayış,
Kalbimin ve geleceğimin Rabbimin elinde olduğunu hatırlayışım,
Transtan o anda uyanışım.

YALNIZLIK HER ZAMAN HUZUR MUDUR?

      Havanın tatlı sıcaklığı pencereyi açmadan anlaşılabiliyordu.Aklından hayaller geçirirken,sınıfta dolanan ses yankılarına aldırış etmeden sadece dersin bitmesini bekliyordu.Uzun süreli hayallerin ardından ders bittiği anda,etrafını umursamaz bir tavırla,sessizce merdivenlerden inip evinin yolunu tutuyordu.Her eve gidişinde  ormanın  içindeki yoldan gidip,akarsuyun kenarında oturup düşünmeyi alışkanlık haline getirmişti.

      Çoğu zamanlarda içinde nedenini bilmediği bir huzursuzluk kol geziyordu.Bu huzursuzluğu çevresindeki insanlara yansıtmak yerine,yalnız kalmayı kendine tedavi olarak görüyordu.Ormanın içindeki yoldan gitmesinin  sebebide buydu.Her yalnızlığında gerçek huzura en yakın olduğunu düşünüyordu.Yaşama nedenini merak etmeden duramıyordu.İçindeki huzursuzluğun sebebinin bu olduğunu düşünüyordu.

      Genel sorunlarının insanoğlunun kendi kendine ürettiği eğitim sistemi ve geçimini sağlamak olduğunu gördükçe,en azından şimdiki düşüncesi ile kendini derslere çalışmamakta haklı görüyordu.Ona göre tek amaç,bu kısa sürede yaşam standartlarını yükseltmek olmamalıydı.Zaten bir insan başkaları mutsuzken nasıl lüks yaşayabilirdi ki.Aklında daha farklı birçok sorular dolanıyordu.

Şarıldayan suyun kenarında otururken bir fincan yalnızlıkla etrafa bakıyordu.O anlarda dünyada,kendinden daha mutlu insan olmadığını düşünüyor.Doğaya bakarak gördüğü tüm canlıları hayranlıkla izliyordu.

O yalnızdı.

Ama,

Doğanın içindeki canlılarla beraber sadece insanlıktan yalnızdı.